Nihayet... Sonunda...

1995 Yılından Nisan 2011 tarihine kadar bekledik ve sonunda KANSOREJEN BOYA YASAĞI KIRTASİYEYİ DE KAPSADI. Çocuklar riskten kurtuldu(mu?) 2 Nisan 2011 tarih ve 27893 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğine Yönelik Piyasa Gözetimi ve Denetimine İlişkin Tebliği (http://www.resmi-gazete.org/tarih/20110402-9.htm) gereği belirlenen limitlerin üzerinde azo renklendiriciler, fitalat ve alev geciktirici kimyasal içeren kırtasiye ürünlerinin ithalat ve üretiminin yasaklanması sağlanacak (mı?). Organik, ekolojik, doğaya uyumlu vb .(bir çoğumuz için de ne yazık ki halen sadece “moda” tanımlar, tarifler olarak adlandırılan) ürünlere, üretimlere yönelik bilincin gittikçe artması, sağlığa zararlı kimyasallarla üretilen okul malzemeleri ile ilgili herhangi bir yasal kısıtlama olmaması, her köşe başında rahatlıkla satılabiliyor olmasının veliler üzerindeki baskısı da yıllar itibari ile artmaktadır. HER NEDENSE... Kullanımı yasak olan eşyaların listesi içinde sadece deri, tekstil ve hazır giyim ürünleri bulunuyordu. Çocukların kullandığı kalem, silgi, matara, beslenme kabı, boya kalemi gibi ürünler kapsam dışı kalıyordu. Bu da, azo renklendiricilerinin kırtasiye ürünlerinde kullanımına neden oluyordu. TEBLİĞ ne diyor (özetle) bir bakalım: 1- Tekstil, kırtasiye, mobilya, halı, perde gibi ürünlerde alev geciktiricilerin kullanımı yasaklanıyor, 2- Kırtasiye maddeleri, çocuk bakım ürünleri, spor ayakkabıları ve plastik baskılı giysilerde fitalatların kullanımı kütle bazında binde 1'e indirgiyor. 3- Azo renklendiricleri kilogramda 30 miligramla sınırlanıyor. 4- Cilde doğrudan temas eden ve günlük hayatta kullanılan çarşaf ve bazı tekstil ürünlerinde, bağışıklık sistemine zarar verebilecek olan alev geciktiricilerin kullanımını ise yasaklanıyor. Bitmedi, lütfen ilgili tebliği yukarıda verdiğim adresten okuyun. Çok mu teknik? Bütün bunları neden mi bilmeliyiz? Peki, bunları bilmeden ürünleri nasıl kontrol edeceğiz? Çok şükür artık paketlerin arkasını çevirmeyi öğrendik. Marketlerde son kullanma tarihi denetlemesi yaparak “sorunlu” konumuna düşmeyi kabullenip ürün elimizde oradan oaraya koşturup sorumlu görevlileri, firmaları bezdirmeyi başarabiliyoruz. O zaman şimdi bir aşama daha kaydedip “mahallenin delisi” olmaya başlıyoruz. Hiç bir şey yapamazsak etiketlerdeki bilgilere bakıyoruz, yok mu bir açıklama, yazıyoruz sağa sola ilgili yerlere.. daha da iyisini mi yapmak lazım diyorsunuz? O halde tebliği elimize alıp adam akıllı çalışıyoruz. Çalışıyoruz ki bizim kontrol mekanizmamız ile yasaklar yerli yerine otursun. Yine yan yolları deneyenleri açığa çıkartabilelim. Sertifikasını(larını) alıp yetmedi konusunda bir de ödül alan, işini doğru düzgün yapanlarla, kopyacıların, şakacıların, ya tutarsacıların aynı kefede olmalarını bizler önleyeceğiz. Bizler olmadan kanunlar tebliğler inanın hiç önemli ve caydırıcı değil. Ne zaman, ne kadar önemli bir itici güç olduğumuzun farkına varacağız işte o zaman bütün güzellikler bizimle beraber olacaktır. BUNU NEDEN YAPMALIYIM? mı diyorsunuz: Çok basit: Ödünç aldığınız geleceğe bir ışıkta sizin yakmanız için. SONUÇ: Güvenli ürün ve bilinçli tüketicilerin artması güvenli bir gelecek demektir. Kimyasallardan arınmış bir gelecek için elele. E.K.

<< Geri Dön